Skip to main content

Etiket: ürün rasyonalizasyonu

Katma Değer Üretmeyen Ürünler Neden Israrla Üretiliyor?

Birçok işletmede aynı sahne tekrar eder: Depoda duran, yavaş dönen, indirimle elden çıkarılan ya da “müşteri sorunca var diyelim” diye listede tutulan ürünler hâlâ üretilir. Satış ekibi bu ürünleri öne çıkarmaz, bayi bu ürünlerle vitrini güçlendirmez, proje tarafı bu ürünleri talep etmez; yine de üretim planında yer bulurlar. Bu yazı, alışkanlık üretimi üzerinden “neden satmayan ürünlerin hâlâ üretildiğini” sorgulayan bir dosya gibi kurgulanmıştır ve katma değer üretmeyen ürünlerin işletme içinde nasıl yaşadığını görünür kılar.

Katma değer üretmeyen ürünler çoğu zaman “zarar ettiren” ürünler olarak etiketlenmez; çünkü zarar bir anda görünmez. Ürün satılır, ciro yazar, hatta bazen brüt marj kâğıt üzerinde fena görünmez. Fakat işin içine iskonto, kampanya, pazaryeri komisyonu, iade ve servis maliyeti, rework, fire ve stok maliyeti girdiğinde ürünün net katkısı küçülür. Bu katkı küçüldükçe ürün, işletmenin enerjisini yer ama karşılığında anlamlı bir değer üretmez. Yine de üretimde kalmasının nedeni, bu net katkının görünür olmamasıdır.

Alışkanlık üretiminin en güçlü kaynağı, “zaten yıllardır yapıyoruz” refleksidir. Ürün bir zamanlar satmıştır, bir zamanlar bayinin yıldızı olmuştur, bir zamanlar koleksiyonun belkemiği olmuştur. Pazar değişmiş, zevkler kaymış, fiyat dengesi bozulmuş olabilir; fakat ürünün işletme içindeki yeri duygusal bir alışkanlık gibi kalır. Bu alışkanlık, ürünün performansını değil geçmişini konuşur. Geçmiş konuşuldukça ürün, gelecekte de üretim planına sızar.

Bir diğer neden, ürünün “tamamlayıcı” rolüdür. Bazı ürünler tek başına satmaz, ama “koleksiyon tam görünsün” diye tutulur. Bu yaklaşım belirli durumlarda doğru olabilir; ancak çoğu işletmede tamamlayıcı ürünler net bir stratejiye bağlanmadığı için yük haline gelir. Tamamlayıcı ürün, satış ekibine net bir paketleme ve çapraz satış senaryosu sağlamıyorsa, rafı doldurur ama kasayı doldurmaz. Bu durumda “koleksiyon mantığı” alışkanlık üretimini besler.

Satmayan ürünlerin üretimde kalmasının bir başka nedeni, kapasite doldurma baskısıdır. Hat boş kalmasın diye planlama, “en kolay üretilecek” ya da “malzemesi elde olan” ürüne yönelir. Bu yaklaşım kısa vadede hattı çalıştırır, fakat uzun vadede yanlış ürünü üretmeyi normalleştirir. Yanlış ürün üretildikçe stok şişer, stok şiştikçe yeni satış baskısı artar, satış baskısı arttıkça daha fazla iskonto yapılır. Böylece katma değer üretmeyen ürün, işletmeyi düşük fiyat döngüsüne sokar.

Alışkanlık üretiminin görünmeyen bir kaynağı da satın alma ve stok davranışıdır. Belirli malzemeler toplu alınmıştır, depoda kumaş vardır, aksesuar vardır, sünger vardır. Bu stokları eritmek için o stoklara uyan ürünler üretilir. Böylece ürün stratejisi, müşteri talebinden değil depo koşullarından etkilenmeye başlar. Depo, stratejiyi yönetmeye başladığında ürün portföyü şişer ve katma değer düşer.

Bu ürünlerin üretimde kalmasının bir nedeni de karar vermenin zor olmasıdır. Bir ürünü durdurmak, sadece üretimi durdurmak değildir; katalogdan çıkarmak, bayiyle konuşmak, fiyat listesini güncellemek, stok eritme planı yapmak ve iç ekipleri hizalamak gerekir. Bu süreçler zor göründüğü için işletme “bir süre daha dursun” der. “Bir süre” uzadıkça ürün, kendine kalıcı bir yer edinir. Kararsızlık, alışkanlık üretimini büyüten en güçlü yakıtlardan biridir.

Bu noktada çözüm, satmayan ürünleri “suçlamak” değil, satmayan ürünlerin sisteme maliyetini görünür kılmaktır. Neden üretiliyor sorusunun cevabı, genellikle verinin eksik olduğu yerdedir. Hangi ürünün net katkısı nedir, hangi ürün hangi kanalda gerçekten kâr bırakıyor, hangi ürün stok taşıma maliyetini artırıyor, hangi ürün üretim planını zorlaştırıyor, hangi ürün servis yükü üretiyor? Bu sorular netleştiğinde ürünler, duyguyla değil gerçek katkıyla değerlendirilir.

Katma değer üretmeyen ürünler, işletmenin en kıt kaynağını tüketir: kapasite ve dikkat. Bu ürünleri üretmek, aslında kârlı ürünlere ayrılabilecek zamanı ve odağı azaltır. Üstelik üretim karmaşası arttıkça kalite riski büyür, hazırlık süreleri uzar, mikro duruşlar artar. Yani satmayan ürün, sadece satmadığı için değil; sistemin verimini düşürdüğü için de maliyetlidir.

Satmayan ürünlerin hâlâ üretilmesi çoğu zaman rasyonel bir karar değil, alışkanlık üretiminin sonucudur. Geçmiş başarının gölgesi, koleksiyon tamamlama refleksi, kapasite doldurma baskısı, depodaki stokların yönlendirmesi ve karar vermenin zorluğu; katma değer üretmeyen ürünleri hayatta tutar. Bu dosyanın özü şudur: Ürün portföyü, hatırla değil katkıyla yönetildiğinde kârlılık güçlenir. Katma değer üretmeyen ürünlerin üretimden çıkması, üretimin durması değil; üretimin doğru yere akması anlamına gelir.

© Mobilya Bülteni. Tüm hakları saklıdır.